Dise ailesi merhaba! Bu içeriğimizde “Körlük kaç sayfadır” konusunu tüm detaylarıyla inceliyoruz.
Körlük Kaç Sayfadır? Bir Kitabın Sayfaları Arasında Kaybolduğum Gece
Kayseri’de yaşadığım küçük evimde, kış akşamlarının erken karardığı bir günde elimde tuttuğum bir kitap bana uzun zamandır hissetmediğim bir heyecan verdi. Masamın üzerinde kahvem soğurken, dışarıda sessiz bir rüzgâr eserken gözlerimi kapağında gezdirdim: Körlük. O an aklımdan geçen ilk soru çok basitti: “Körlük kaç sayfadır?”
Belki de bir kitaba başlamadan önce çoğu insanın yaptığı gibi ben de sayfa sayısını merak etmiştim. Çünkü bazen bir kitabın uzunluğu, ona ayıracağımız zamanı kafamızda ölçmemize yardımcı oluyor. Günlüğüme de o gece şöyle yazmıştım:
“Bugün yeni bir dünyaya kapı açacağımı hissediyorum. Sayfa sayısı önemli gibi görünüyor ama aslında önemli olan, o sayfaların içinde ne kadar kaybolacağım.”
José Saramago’nun unutulmaz eseri Körlük, yayınevine ve baskı boyutuna göre değişmekle birlikte genellikle yaklaşık 300-400 sayfa arasında yer alır. Türkiye’deki baskılarda çoğunlukla 320 sayfa civarında görülen kitap, kalınlığıyla değil, anlattığı hikâyenin ağırlığıyla insanı etkileyen eserlerden biridir.
Bir Sayıdan Daha Fazlası: Sayfaların İçindeki Duygu
Kitabın kaç sayfa olduğunu öğrendiğimde içimde garip bir his oluştu. Bir yandan sevindim çünkü birkaç gün içinde bitirebileceğim kadar ulaşılabilir görünüyordu. Diğer yandan biraz hayal kırıklığı yaşadım. Çünkü bazı kitapların hemen bitmesini istemezsiniz. Daha başlamadan, o dünyanın içinde biraz daha uzun kalmayı dilersiniz.
Ben de böyle hissettim.
25 yaşında, Kayseri’de kendi halinde yaşayan ve sık sık günlük tutan biri olarak kitaplarla kurduğum ilişki biraz farklı. Benim için kitap okumak sadece kelimeleri takip etmek değil. Bazen bir cümlenin içinde durup kendi hayatımı düşünmek, bazen bir karakterin yaşadığı acıyı kendi kalbimde hissetmek demek.
Körlük’ü elime aldığımda aslında sadece birkaç yüz sayfalık bir roman tutmuyordum. İnsanların korkularını, yalnızlıklarını, çaresizliklerini ve umutlarını taşıyan bir hikâyeye dokunuyordum.
İlk Sayfalarda Hissettiğim Şaşkınlık
Kitabın ilk sayfalarını okurken içimde büyük bir merak oluştu. Bazı hikâyeler vardır, daha başında sizi içine çeker. Ne olduğunu tam anlamazsınız ama devam etmek istersiniz. Körlük benim için tam olarak böyle başladı.
O gece saatler ilerlemişti. Annem salondan “Daha uyumayacak mısın?” diye seslendiğinde kitabı bırakmak istemedim. İçimde güçlü bir heyecan vardı. Bir sonraki sayfada ne olacağını öğrenme isteği, beni koltuğa bağlamış gibiydi.
Günlüğüme şu cümleyi yazmışım:
“Bazı kitaplar okunmaz, yaşanır. Şu an sadece sayfa çevirmiyorum, başka insanların korkularına tanıklık ediyorum.”
Körlük kaç sayfa diye başladığım merak, kısa sürede yerini “Bu hikâye beni nereye götürecek?” sorusuna bıraktı.
Küçük Bir Oda, Büyük Bir Hikâye
Kitabı okuduğum günlerden birinde dışarıda yoğun bir kar yağıyordu. Kayseri’nin soğuğu camlara vururken ben odamdaki sarı ışığın altında kitabın dünyasına tamamen dalmıştım.
Bazen insanın hayatında unutamayacağı küçük anlar vardır. O gün benim için böyle bir andı. Bir elimde kitap, yanımda kahvem, önümde açık duran günlük defterim vardı.
Bir karakterin yaşadığı çaresizlik karşısında içim acıdı. Bazı bölümlerde öfkelendim, bazı yerlerde umutlandım. Kitabın bana hissettirdikleri çok gerçekti. Okurken kendime sık sık “Ben böyle bir durumda olsam ne yapardım?” diye sordum.
Bu sorular beni rahatsız etti ama aynı zamanda düşündürdü. Çünkü iyi kitaplar bazen insanı rahatlatmaz. Bazen içine dokunur, bazı gerçeklerle yüzleştirir.
Körlük Kitabının Sayfa Sayısı Neden Merak Ediliyor?
Bir kitabın sayfa sayısını merak etmek aslında sadece uzunluğunu öğrenmek değildir. Bence insanlar bazen kendilerine bir yol haritası çizmek ister. Kaç gün okuyacağını, ne kadar zaman ayıracağını bilmek ister.
Körlük için de durum böyle.
Yaklaşık 300-400 sayfalık bu eser, sayfa sayısı bakımından göz korkutan bir kitap değildir. Fakat anlatımı ve verdiği duygular nedeniyle kısa bir kitap gibi de hissettirmez. Bazı sayfaları hızlıca okurken bazı bölümlerde durup düşünmek gerekir.
Ben kendi okuma sürecimde kitabın sayfalarını aceleyle tüketmek istemedim. Çünkü bazı cümlelerin üzerinde biraz durmak, hissettiklerimi anlamak istedim.
Hayal Kırıklığından Umuda Uzanan Bir Okuma
Kitabı bitirmeye yaklaştığım günlerde garip bir boşluk hissettim. Bir hikâyeye alışınca, o dünyanın sona ermesi insanı biraz yalnız bırakıyor.
Bunu daha önce de yaşamıştım. Sevdiğim bir dizinin finalinde, güzel bir yolculuğun sonunda ya da uzun zamandır konuştuğum biriyle vedalaşırken hissettiğim duyguya benziyordu.
Körlük bittiğinde hem mutlu hem hüzünlüydüm.
Mutluydum çünkü bana güçlü bir deneyim yaşatmıştı. Hüzünlüydüm çünkü artık o sayfaların arasında dolaşamayacaktım.
Günlüğümde son sayfaya şu notu düşmüşüm:
“Bazı kitaplar bittiğinde aslında bitmez. Sadece kapağı kapanır ve insanın içinde yaşamaya devam eder.”
Körlük Kaç Sayfa Olursa Olsun Etkisi Daha Büyük
Bugün geriye dönüp baktığımda, kitabın kaç sayfa olduğu ilk merak ettiğim kadar önemli gelmiyor. Evet, Körlük kaç sayfa sorusunun cevabı yaklaşık olarak bellidir. Baskıya göre değişse de çoğu okuyucu için birkaç yüz sayfalık güçlü bir romandır.
Ama asıl mesele sayılar değil.
Asıl mesele, o sayfaların içinde ne kadar derin bir dünyanın bulunduğudur.
Bazı kitaplar bin sayfa olur ve insanda hiçbir iz bırakmaz. Bazıları ise birkaç yüz sayfa içinde yıllarca unutamayacağınız duygular bırakır. Körlük benim için ikinci grupta yer alan kitaplardan biri oldu.
Dise ekibi olarak “Körlük kaç sayfadır” konusunu sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyduk. Sağlıklı ve mutlu günler!
Kitaplığımda Kalan Sessiz Bir Hatıra
Körlük’ü bitirdikten sonra kitabı kitaplığıma koyarken kapağına son kez baktım. O an kendimi biraz garip hissettim. Çünkü birkaç gün önce sadece sayfa sayısını merak ettiğim bir kitap, şimdi bana birçok şey düşündüren özel bir anıya dönüşmüştü.
Bazen hayatımızda küçük görünen şeyler büyük izler bırakır. Bir akşam başlayan okuma, bir kitap kapağı, bir cümle veya bir karakter insanın düşüncelerini değiştirebilir.
Benim için Körlük böyle bir deneyim oldu.
Kayseri’deki odamda başlayan bu okuma yolculuğu bana şunu hatırlattı: Bir kitabın değerini belirleyen şey sadece kaç sayfa olduğu değildir. Önemli olan, o sayfaların kalbimizde ne kadar yer kapladığıdır.
Ve bazı kitaplar vardır ki son sayfasını kapattığınızda bile hikâyesi devam eder. Körlük de benim için tam olarak böyle bir kitap olarak kaldı.