Kayseri’de Sessiz Bir Sabah ve İçimde Birikenler
Değerli Dise takipçileri, bu yazımızda “1000 gr safran ne kadar” ile ilgili sık sorulan soruları yanıtlıyoruz.
Sabahları Kayseri’de hava her zaman biraz serttir. Sanki gece boyunca dağların arasından süzülüp gelen rüzgâr, insanın yüzüne sadece soğuk değil, biraz da düşünce bırakır. O sabah da öyleydi. Perdeden sızan solgun ışık odama dolarken, elimde defterimle yatağın kenarında oturuyordum. Günlük yazmak benim için bir alışkanlıktan çok, bir kaçıştı. Konuşamadığım şeyleri kâğıda dökmeden nefes alamazdım.
O gün içimde garip bir ağırlık vardı. Ne tam adı konmuş bir hüzün, ne de açık bir mutluluk. Sadece… eksik bir şeyler. Sanki hayat bir yerlerde yanlış bir sayfa açmış da ben o sayfayı bulamıyormuşum gibi.
Defterimi açtım ve yazmaya başladım. Yazdıkça içim biraz açılır gibi oldu ama tamamen geçmedi. Çünkü bazı duygular yazıyla bile tam çözülmüyor. Tam o sırada aklıma tuhaf bir şey geldi: safran.
Bir Kelimenin Peşine Düşmek: Safran
Safran kelimesi aklıma nasıl düştü bilmiyorum. Belki bir videoda gördüm, belki de çocukluğumdan kalan bir koku hatırlattı. Ama zihnimde bir anda yer etti.
Kendi kendime “1000 gr safran ne kadar?” diye sordum.
Sorunun saçmalığını biliyordum aslında. Ama bazı sorular mantıklı oldukları için değil, insanın içindeki boşluğu doldurmak için sorulur. Ben de o an boşluğumu bir şeyle doldurmak istedim.
Telefonu elime alıp kısa bir araştırma yaptım. Rakamlar gördüm, ama asıl dikkatimi çeken şey fiyatın büyüklüğünden çok, safranın kendisinin ne kadar nadir olduğuydu. Bir çiçeğin içinden çıkan küçücük kırmızı ipliklerin bu kadar değerli olması bana tuhaf bir umut verdi.
Sanki hayat da böyleydi. Küçük, ince, zor bulunan ama çok kıymetli şeylerden oluşuyordu.
Kayseri Çarşısında Bir Yolculuk
Öğleden sonra dışarı çıktım. Kayseri çarşısı her zamanki gibi kalabalıktı. İnsanlar hızlı yürüyor, kimse kimseye bakmıyordu. Ama ben yavaş yürüyordum. Çünkü kafamın içinde hâlâ aynı soru dönüyordu: 1000 gr safran ne kadar ederdi ve neden bu kadar önemliydi benim için?
Baharatçının önünde durdum. Cam kavanozların içinde renk renk baharatlar vardı. Kimyonun keskin kokusu, tarçının sıcaklığı, karanfilin sertliği… Ama safran yoktu. Çünkü safran orada görülecek bir şey değil, daha çok anlatılan bir şeydi.
Baharatçıya sordum. Yaşlı adam önce yüzüme baktı, sonra hafifçe güldü.
“Safran az bulunur evlat,” dedi. “Gramla satılır, kilo işi değil pek.”
O an içimde bir şey kıpırdadı. 1000 gram safran fikri bile neredeyse hayal gibiydi. Sanki bir insanın bir ömürde toplayamayacağı bir şeyden bahsediyorduk.
Dükkanın önünden uzaklaşırken içimde garip bir his vardı. Hem hayranlık hem de hafif bir hayal kırıklığı. Çünkü bazı şeyler ne kadar değerliyse, o kadar uzak oluyordu insana.
Hatıraların İçinde Safran Kokusu
Eve dönerken aklıma annem geldi. Çocukken evde pilav yapıldığında içine çok az bir şey eklerdi. Rengi değişir, sarıya çalan bir altın gibi olurdu. O zamanlar bunun ne olduğunu bilmezdim. Sadece güzel kokardı.
Şimdi düşünüyorum da, muhtemelen o da safrandı.
O an içimde tuhaf bir sıcaklık yayıldı. Kayseri’nin soğuğu, çarşının kalabalığı, bütün günün yorgunluğu bir anda geri çekildi. Çünkü hatıralar bazen insanı gerçek dünyadan daha güçlü sarar.
Kendi kendime tekrar sordum: 1000 gr safran ne kadar? Ama bu kez cevap para değildi. Cevap, o kokunun kaç çocukluk anısına bedel olduğuydu.
İçimdeki Boşluk ve Fiyatların Anlattığı Şeyler
Akşam eve döndüğümde pencereden şehre baktım. Kayseri’nin ışıkları yanıyordu. Her ışık bir ev, her ev bir hikâye gibiydi. Ama ben kendi hikâyemin neresinde olduğumu bulamıyordum.
Defterimi açtım ve uzun uzun düşündüm. Neden bir anda safran bu kadar önemli olmuştu benim için? Belki de mesele safran değildi. Belki de mesele, değerli olan şeylerin hep ulaşılmaz hissettirmesiydi.
1000 gram safran ne kadar diye sormam aslında hayatın bana ne kadar uzak göründüğünü sormamdı.
Çünkü bazen insan, paranın değil anlamın peşine düşer. Ve anlam, çoğu zaman pahalıdır. Hem de sadece maddi olarak değil, duygusal olarak da.
Bir Genç Yetişkinin Sessiz Sorgusu
25 yaşında olmak bana hep garip gelmiştir. Ne tam çocuk, ne tam yetişkin. Bir ayağın geçmişte, bir ayağın gelecekte gibi. Kayseri’de yaşarken bu ikilik daha da belirginleşiyor.
Bir yandan sorumluluklar, bir yandan hayaller… Ve arada sıkışmış ben.
O gece defterime şunu yazdım: “Bazı soruların cevabı yok, sadece hisleri var.”
Safranı düşünmeye devam ettim. Küçücük bir çiçekten çıkan, dünyanın en pahalı baharatlarından biri… Tıpkı insanların içindeki küçük ama güçlü duygular gibi.
Belki de ben de içimdeki o küçük kırmızı ipliği arıyordum.
Kaybolan Şeyler ve Bulunamayan Cevaplar
Günler geçtikçe safran düşüncesi benden uzaklaşmadı. Bazen sabah kahvesini içerken, bazen otobüste camdan dışarı bakarken aklıma geliyordu.
1000 gr safran ne kadar?
Bu soru artık bir fiyat sorusu olmaktan çıkmıştı. Bir anlam sorusuna dönüşmüştü.
Çünkü bazı şeylerin değerini bilmek, onları asla sahip olamayacağımız gerçeğiyle birlikte gelir. Ve bu gerçek insanı büyütür ama aynı zamanda biraz da yalnızlaştırır.
Sonunda Anladığım Şey
Bir akşam yine defterimi açtım. Bu kez daha sakinim. İçimdeki dalgalanma azalmış gibi.
Şunu yazdım:
“Belki de hayat, 1000 gram safran gibi. Az, nadir ve çok değerli. Ama asıl mesele ona sahip olmak değil, onu fark edebilmek.”
O an içimde garip bir huzur oluştu. Hayal kırıklığım tamamen geçmedi ama şekil değiştirdi. Artık daha yumuşaktı, daha kabullenilmişti.
Kayseri’nin soğuk gecesi yine camıma vuruyordu. Ama ben artık o soğuğu sadece bir eksiklik olarak görmüyordum. Belki de o da hayatın bir parçasıydı.
Ve ben, 25 yaşında bir genç yetişkin olarak, ilk defa bazı soruların cevapsız kalmasının da bir anlamı olabileceğini hissediyordum.
Bu içeriğimizin sonuna geldik. Dise olarak “1000 gr safran ne kadar” hakkındaki sorularınızı yorumlarda paylaşabilirsiniz.